Friday, 23 March 2018

Prague

 Yoğun metropol hayatında, evlerin yakın dahi olsa, arkadaşlarınla, sevdiklerinle, kimi zaman ailenle bile bir araya gelmek oldukça zor olabiliyor. Bundan dolayı, kaliteli zaman geçirmek için aile tatilleri, nereye gittiğiniz önemsiz olmak suretiyle, aile bireylerinin özlem gidermesi ve günlük hayat telaşı olmadan birlikte bir şeyler paylaşması açısından oldukça önem arz ediyor. Ailede neredeyse herkes, yılbaşı dönemine ve yılbaşının o süslü şehirlerine bayıldığı için, Avrupa'da bir şehir aramaya başladık ve grupta neredeyse kimsenin görmediği Prag fikri, ilk andan itibaren hepimizde heyecan yarattı.


Ben yine o dönem deli gibi bir iş temposunda çalıştığım için gitmeden önce sıfır araştırma yapabildim ancak grup bu konuya hakim şekilde otel, restoran, gezip görülecek yerler hedeflerini güzel belirlemişti. Prag ile ilgili kafamdakiler, herkesin bahsettiği meşhur romantik manzaraları, buz gibi soğuğu ve Jan Vesely idi. Tek tanıdığım Çek, Fenerbahçe basketbolcusu değildi elbet :) İsviçre'nin en ünlü dişçisi (Swissdent isminde bir diş macunu markası da mevcut) ve eşi de Çek ve haftanın bazı günleri Prag'da, bazı günler ise Zürih'te ikamet ediyorlar ve benim eski arkadaşlarım. Onlardan duyduğum birkaç bilgi vardı aklımda ancak şehre vardığımda ilk andan itibaren şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Bu ülkeye ve şehre dair sıfır merakım sebebiyle ben burayı geri kalmış ancak mimarisi dehşet güzel bir Doğu Avrupa şehri gibi bir yer beklerken, şehir bildiğiniz bir kuzey Avrupa şehri gibi düzenli, temiz ve medeni. Tabii oldukça pahalı ancak küçücük bu şehrin öyle bir mimarisi ve öyle bir aurası var ki, beni bıraksanız, o soğuğa rağmen günlerce sokaklarında yürüyebilir, sıcak şarap içip trdelnik yiyebilirim :)
İlk sorulan tavsiye otel tercihim oldu, sosyal medyadaki paylaşımlarımdan sonra. Biz genelde çoğu şehirde tercih ettiğimiz bir zincir olan Four Seasons'ta kaldık. Otelin hizmet kalitesi zaten tartışılmaz ancak yeri de oldukça güzeldi. Old Town ile Prag Kalesi'ni bağlayan Charles Bridge ismindeki köprüye oldukça yakın, Old Town meydanına da 10 dakika mesafede. Otelde akşam üzeri piyano eşliğinde çay keyfi yapmak muazzam bir keyifti. Odalar ise gördüğüm en iyi Four Seasons odaları arasına girdi bile. Four Seasons bu, elbette odaları güzel olur demeyin, örneğin Milano otelinin odaları zevksiz ve sıradan. Odanın büyüklüğüne ve dekorasyonuna aşık olduğum için bolca fotoğrafını da çektim.
En güzel Four Seasons'lardan biri demiştim size :)
Oteldeki akşam üzeri çay keyfi harikaydı. Hele o kurabiyeler...
Prag'da dikkatimi çeken bir diğer otel de Intercontinental oldu. Lüks markaların alışveriş caddesi olan  Pařížská nın başında ve Old Town meydanına 1-2 dakika yürüme mesafesinde. Yer anlamında mantıklı bulduğum bu oteli tercih edecekseniz tripadvisor'dan yorumları okuyun zira içini ve odaları görmediğim için bu konuda ben bir yorum yapamıyorum.
Old Town meydanı demişken... Aralık ayında orada bulununca, bu meydandaki dev yılbaşı ağaçları, pazar yerleri, satılan süs eşyaları, çalan müzikler ve mutlu insanlar dikkatinizi hemen çekiyor. Yine bu meydanda bulunan meşhur Astronomik Saat Kulesi, saat başı şovlarıyla turistlerin yoğun ilgisi altında. Benim ise tahmin edeceğiniz üzere tek derdim güzel fotoğraf açıları yakalamak olduğu için saatin yaptığı şovları izlemedim bile diyebilirim. Ya kendim güzel bir açı ile çekim yapmak ya da aileden anamı babamı beni çekecek iyi bir pozisyona yerleştirme dertlerimi çözüp fotoğraf işini tamamladıktan sonra meydanı hem gece hem gündüz olmak üzere birkaç kez dolaştım. Stantlarda satılan sosisli sandviçler mi dersiniz, Avrupa'nın her ülkesine ait mutfaklardan turistik lezzetler sunan satıcılar mı dersiniz, ne ararsanız var. Tabii oralarda satılan "street food" yani sokak lezzetleri güzel ama örneğin oradan aldığınız, Prag'ın en en meşhur yöresel lezzeti Trdelnik, instagram'a uygun güzel resim vermiyor. Ben de araştırdım ve en tatlı trdelnik kombinasyonları yapan yeri buldum. Good Food Karlova 8'e siz de gidip ayıcıklı dondurmalı trdelnikleri alıp güzel resimler çekebilirsiniz :)
Közde pişen bu şekerli mayalı hamuru sıcak yemeniz lazım. Tabii dondurmalı versiyonları sıcak servis edilemiyor bu sebeple mutlaka klasik halka olan versiyonunu tatmanızı öneririm.
Prag'ın en güzel manzarasına sahip yeri Charles Bridge isminde Karl köprüsü. Buradan şehrin iki yakasını da görebiliyorsunuz. Gün içinde yürünmeyecek derecede kalabalık olabiliyor o sebeple benim fotoğraflarım gibi kareler çekmek isterseniz sabah 9 sularında en geç orada olmanız lazım.(buradaki kameraman kurbanım Annem idi)
Bu köprüden geçip şehrin diğer yakasına geçtiğinizde daha dar sokaklar ve yukarı doğru bir eğim ile yürüyebileceğiniz tatlı yerler görüyorsunuz. Aileden birkaç saat izin alıp orada yaşayan arkadaşım  Alper ile buluşup o sokakları dolaştım, bir yandan kendisiyle sohbet ederken. 200 küsür basamak tırmanıp Prag Kalesi'nin tepesine çıkıp Prag'a en tepeden bakmayı da ihmal etmedik. Prag kalesi dolaylarında, yani ona çıkan yollar üzerinde ufosu olan çok tatlı cafeler var. Buralarda hem dışarıda oturup hem üşümeden kahve, biraz, sıcak şarap içmek mümkün.

Gelelim restoranlara. Nehir kenarında şık bir akşam yemeği için Kampa Park'ı öneririm. Menüsü güzel ve yemekler oldukça lezzetli. Ortam da fazlasıyla romantik :)
Kampa Park'taki ana yemeğim
George Prime Steak oranın en meşhur et restoranı desem yanlış olmaz. Mekanın ambiyansı ve etlere gösterdikleri özel çok güzeldi, hatta yemeklerin lezzeti de gayet iyiydi ancak serviste büyük problemleri var. Ben bir daha Prag'a gitsem bu restorana asla gitmem ama denemek isteyenlere bilgi vermek serbest :)
Son akşamımızda aslında başka bir İtalyan'a gidecektik ancak çoluk çocuk tüm gün gezmekten o kadar yorulduk ki, onları da alıp kaldığımız otel Four Seasons'a yakın daha casual bir mekan gitmeyi tercih ettik. Aman Allah'ım... Nasıl da iyi yapmışız. Pepenero müthiş bir pizza ve makarna mekanı. Üstelik servis güzel dekorasyon tatlı. Rahat bir akşam istiyorsanız burası tavsiyem olur.
Çoluk çocuk demişken, Londra'daki oyuncak devi Hamleys mağazasının daha da güzeli Prag'da mevcut. Bunu da bana, Prag'a gitmek için uçak beklerken lounge'da, 8 sene sonra karşılaştığım Ukraynalı arkadaşım Vlad söyledi. (hayat tesadüflerle dolu) Biz de bir öğlen çocukları aldık oraya götürdük. İçinde yok yok mağazanın. 2 saat geçirdik orada diyebilirim. Atlı karınca bile var dev gibi. Mutlaka görün derim.
George Prime Steak'deki avize oldukça güzeldi
Öğle yemeği için yaptığımız tercihlerden birini paylaşmazsam olmaz zira yediğim en en en iyi hamburgerlerden biri Meet&Greet isimli mekandaydı. Buz pateni pistini ararken bulduğumuz şık cafe Cerna Madona'nın tatlıları enfes.

Prag'ın köprüsü ve meydanları dışında ara sokakları da bir harika. Çok güzel galeriler mevcut eğer sanat seviyorsanız.
Soğuktan yapılan anlamsız kombinlerde o gün :)
Görmediyseniz mutlaka görmenizi tavsiye edeceğim bu tatlı şehre, Allah sağlık verdiği müddetçe ara ara giderim diye düşünüyorum zira yazının başında da bahsettiğim üzere şehir beni çok iyi hissettirdi :) Fotoğraflarımı çeken Annem ve Babam'a buradan binlerce teşekkür göndereyim. Babamın harika manzara fotoğrafları çekip yayınladığı instagram sayfası hesap ismi @yavuzuluc Haberiniz olsun, belki siz de takibe alırsınız :)

Bu güzel seyahat sonunda Türk Hava Yolları'nın bence business class için verdiği en en en güzel hizmet olan Türk kahvesi eşliğinde bu seyahati tamamladım. Bir sonraki yazım Valencia olacak, umarım bir hafta içinde yayınlamış olurum :)

No comments:

Post a Comment

Thanks for your comments! Google hesabiniz yoksa "Anonymous"a tiklayarak yazabilirsiniz. Yorumlariniz icin tesekkurler :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...