Thursday, 9 November 2017

Eating Habits

Geçen seneden beri kiminle karşılaşsam devamlı duyduğum veya okuyucularımdan halen aldığım tepki "ne kadar zayıfladın sen?", "daha ne kadar zayıflayacaksın?", "o kadar yemek yapıyorsun, yemiyor musun?" gibi sözler. Elbette bunun aksini duymaktansa zayıflığım üzerine methiyeler dinlemeyi tercih ederim ancak, zayıflamışlığımın neredeyse 1.senesini doldururken hala kilo konusunun mevzu olması beni bir parça sıkmaya başladı, yalan yok. Nedeni ise şu. Ben hayatımın hiçbir safhasında kilo takıntısı olan biri olmadım. Canım ne isterse yedim, ne zaman istemezse de yemedim. 36-40 beden arası kilo yolculuklarım oldu ancak hepsinde de kendimi çok beğeniyordum (kahkaha atan emoji). O sebeple insanların kilo ve zayıflık ile bu derecede takıntılı olması beni biraz şaşırtıyor. Bu olayın diğer yüzü ise; insan benim gibi kendini her haliyle sevince, bir parça kilolu olduğu zamanlarda, "acaba dikkat edip birkaç kilo versem mi?" diye düşünmüyor ve o haliyle yaşamına devam ediyor. Oysa fazla kilo, (3 de olsa 5 de olsa) sağlıksız bir şey ve insanların ince ve fit olmak için özen göstermesi gerekiyor. Bu iki nokta arasında, hangi ara neden ve nasıl kilo verdin diyenler buraya tıklayarak konuyu anlattığım videoyu izleyebilir. Bu yazıda ise ben size hala devam eden sorulardaki ana madde olan, "ne yiyorsun?" ve "kilonu korumayı nasıl başarıyorsun?" sorularına cevap vereceğim.

Kilo verme aralığımın Temmuz 2016-Şubat 2017 olduğunu düşünürsek en zayıf olduğum dönemde, ülkemizdeki kara kış şartları, zayıflığımı yedi düvele gösterebileceğim kıyafetler giymemi engelliyordu :) Bundan dolayı bu senenin yazını iple çektim. Haziran ayında Filipinler ve Singapur seyahatim, hemen sonrasında neredeyse her hafta sonu bir yaz kasabasına gidişler sonucu yeni fiziğimle beach'lerde esmeyi başardım. Ancak Temmuz ortası gibi büyük bir riskle karşı karşıya kaldığımı fark ettim. Bodrum, Çeşme veya her nereye gidersen git, akşamları genelde bir meze sofrasına oturuluyor, gündüzleri de deniz kenarında lahmacunlar, pideler ve şanslıysanız (ekmeği ayırabilme imkanından dolayı) hamburgerler yeniyor. Birkaç hafta sonu üst üste bu düzen yaşandıktan sonra vücudumda şişkinlik ve +1 kilo eğilimine girme fark ettim. Bunun üzerine hemen önlem almaya karar verip, seyahatte tamamen serbestlik, İstanbul'daki günlerde 0 alkol, neredeyse 0 et ve karbonhidrat, bol sebze diyeti şeklinde bir rutinle bütün yazı kilo almadan tamamladım. Gel gelelim -Milano Moda Haftası ile Hamburg seyahatlerim dahil- o aradaki yaklaşık bir aylık sürede, gelsin makarnalar, gitsin şaraplar şeklinde bir "yaz bitti rehaveti"ne kapılınca, tartı beni hemen uyardı. Ben de o bir ay içinde aldığım 1,5 kiloyu, neyse ki üzerime yerleşmeden hemen verdim. Burada EN önemli nokta da bu. Kilo almak gerçekten çok kısa sürede başımıza gelebilecek bir şey. Eğer benim gibi damak tadınıza düşkünseniz, diyet yapmak ve kilo vermek gerçekten çok zor. Bundan dolayı, hali hazırdaki zayıflığı korumak daha da önemli bir hale geliyor.

Benim bu amaç için dikkat ettiğim birkaç minik nokta var:

- Gizli kalorilerden sakınmak
   Meyve suyu, taze sıkılmış dahi olsa asla içmiyorum. Bir bardak portakal suyu için kaç portakalın şekerini alıyorsunuz bunu düşünün. Hazır meyve sularını zaten ne evime ne soframa sokarım. Gün içinde 1 tane portakal yiyerek meyvenin o faydalı posasını da yemiş oluyorum, o da eğer canım portakalı çok istiyorsa.
   Şehirli cafe modası granolalardaki şeker miktarını biliyor musunuz? Zaten başlı başına aslında çok besleyici bir şey olan granolayı pişirirken içine ya kahverengi şeker, ya agave şurubu ya da bal koyuyorlar. Bunların hepsi şeker. Yoğurtlu meyveli bir öğün istiyorsanız, alın sade yoğurdunuzu, içine yulaf ve chia tohumu atın, bol tarçın ve üzerine istediğiniz meyve (bu mevsim özellikle siyah üzüm tam bir antioksidan hem de oldukça tatlı)
  
- Evde pişirdiğin her şey dışardakinden daha az kalorili ve sağlıklıdır
   Tabii pişirirken birkaç noktaya özen gösteriyorsan... Örneğin canım makarna istiyorsa, evde yapıyorum. İçine krema koymuyorum ama zeytinyağı veya tereyağı ile istediğim baharatları katarak, domatesli, sarımsaklı veya her neli istiyorsam o şekilde pişirip gönül rahatlığıyla yiyorum. Hatta bazen, makarnayı haşladıktan sonra direkt tabağa alıyorum, üzerine biraz zeytinyağı gezdiriyorum. Onun üzerine yoğurt, pul biber, nane ve sumak ekleyip o an afiyetle yiyorum.
 Tatlılarda da aynı durum geçerli. Evde yapacağınız, şeker yerine meyvelerden, kakaodan ve tarçından faydalanacağınız tatlılar, dışarıdaki minnoş ama geleneksel yollarla yapılmış bir tatlıdan bile daha az kalorili olacaktır. Benim sosyal medya kanallarımı takip ediyorsanız zaten devamlı sağlıklı tarifler veriyorum. Hatta en yeni tarifim olan sağlıklı muzlu keki de bu sitede yani bloğumda yayınlayacağım yakın zamanda :)

- Bazı akşamlar yemek yememek
   Gün içinde çalışmaktan yorgun düşen biri olarak evde geçirdiğim akşamların bana verdiği mutluluk paha biçilemez. Hatta zaman zaman kendi kendime gülerim; "şu an bir hayat arkadaşım olması mı bu akşamı evde dinlenerek geçirmek mi?", "aradığım Birkin'i bulmak mı, bu akşam evde hiçbir şey yapmadan oturmak mı?" sorularıyla. Neredeyse her karşılaştırmanın galibi evde oturmak zira, her hafta en az iki akşam bir mekana yemek tadımına davetliyim ve damak tadıma düşkünlüğüm/yeni tat merakımdan dolayı bu davetleri kaçırmamaya çalışıyorum. E illa ki bir iki akşam arkadaşlarla veya aileyle yemek planları oluyor. Bu şekilde haftanın yarısından fazlasında saat 22.30'a dek yemek yemiş oluyorum. Böyle günler üst üste geldiğinde bir akşamı yemeden atlamazsam kilo almamam imkansız. O sebeple, öğle yemeğini geç yediğim ve protein ağırlıklı bir öğün aldığım günler akşam evdeysem akşam yemeği yemiyorum. Bunu twitter'a yazdığımda "nasıl acıkmıyorsun?" diyenler oldu. E elbette acıkıyorsun :) ama yemiyorsun. Dayanamayacak hale gelirsem çiğ fındık yiyorum bir avuç

Bu minik dokunuşlarla verdiğim kiloları geri almamayı başarıyorum (maşallah), üstelik her istediğimi yiyerek. Ekim başı aldığım 1,5 kiloyu verirken bir iki gün diyet yapmaya çalıştım, gerçekten çok zor bir şey insanın istediği şeyleri yiyememesi. O sebeple fit olanlar kilosunu korumaya baksın, kilo vermeye çalışanlara da Allah sabır versin. 

* Spor konusuna değinmedim çünkü son 2,5 aydır düzenli bir spor rutinim yok maalesef :(

No comments:

Post a Comment

Thanks for your comments! Google hesabiniz yoksa "Anonymous"a tiklayarak yazabilirsiniz. Yorumlariniz icin tesekkurler :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...