Tuesday, 17 October 2017

Hamburg

Liman şehirlerinin canlılığına bayılan biri olarak Hamburg her zaman rahatça gezmek istediğim Avrupa şehirlerinden biriydi kafamdaki seyahat listesinde. Yaklaşık 5 sene önce 5-6 saat zaman geçirebildiğim bu şehri yeniden gezmek için bu sefer 1,5 günüm vardı. Yoğun iş hayatı içinde buna da şükür diyerek kendimi Hamburg sokaklarına attım.
I had been in Hamburg years ago just for few hours and since then, I always had it in mind and finally last weekend, I got to spend 1,5 days in this beautiful city.
Öncelikle iklimin soğukluğundan bahsetmem lazım. Orada yaşayanlar bu iklime alıştığı için size hava için ılık diyorsa, sizin bu kelimeyi soğuk şeklinde yorumlamanız ve buna göre valiz hazırlamanız gerek. Ekim başında eldiven bere mi giyilir diye yaptığım valize neyse ki palto ve ince de olsa sıcak tutan Gucci şalımı koymayı unutmamışım yoksa donacaktım. Şehre vardığım gün fırtına ve yağmurdan göz gözü görmediği için iki adım yürüyüp kendimizi bulduğumuz ilk şık otelin barına atma suretiyle bol içmeli az gezmeli bir akşam üzeri yaşadık.
During Fall, traveling to colder climate is always tricky, if you consider for instance; that Hamburg and Istanbul are both in Europe so you can't help thinking how cold can it be in the beginning of October? Well, it can be really cold even under the sun:)
 Akşam yemeği için şehrin en meşhur mekanlarından biri olan Henssler&Henssler'a gitmek istiyorduk ama bende son aylarda gelişen ve benim gibi plan/program delisi birini dahi şaşırtan olayları akışına bırakma huyum sebebiyle rezervasyon yapmamıştık. Hamburg'lular aynı Zürih'liler gibi dışarıda yemeyi çok seviyor o sebeple siz istediğiniz mekanlara gitmeden önce rezervasyon yaptırmayı unutmayın. Gerçi bu benim yeni yeşeren "akışına bırakma" üzerine kurulu yaşam felsefem bir yandan da olumlu sonuçlar veriyor birçok alanda çünkü sonucunda karşınıza inanılmaz güzel sürprizler de çıkabiliyor. Aynı Hamburg'daki Cumartesi gecesi gibi... Listemizdeki yerlerden ilk masa bulabildiğimiz mekan Au Quai gerçekten büyük ve güzel bir sürpriz oldu. Fransız bir ailenin işlettiği bu deniz ürünleri restoranı, limanda ve harika bir manzaraya sahip. O akşam sağanak yağış son sürat devam ederken manzarayı seçmek zor idiyse de sonuçta gemiler ve limanın ışıklarına karşı enfes lezzetleri tadıyor olmak gerçekten paha biçilmezdi. Somon ceviche, ızgara deniz tarağı, ton balığı tartar ve istakoz yediklerimiz arasındaki favorilerimdi.
For dinner, we actually wanted to experience the famous Henssler&Henssler but as we did not book in advance, they didn't have a table so we went to a French seafood restaurant called Au Quai located at the port area. What a great service and what a great menu. If you like seafood and especially tartare or ceviche, this is the place you should dine at in Hamburg.
Ertesi sabah güneşe ve gökyüzünün maviliğine karışan bulutlar sayesinde harika bir sabaha uyandık. Bir Pazar geleneği olarak güzel bir brunch ile güne başlamaya karar verip soluğu Alex'te aldık. Burası açık büfe kahvaltı sunan, oldukça büyük bir mekan. Üstelik göl kenarında olduğu için manzarası da şahane. Çok iyi tanımadığım şehirlerde, gittiğim restoran ve cafe'lerin turistik olmasından ziyade şehrin yerlisi insanlar ile dolu olup olmadığına bakarım ve Hamburg'da gittiğim tüm mekanlar hep o şehrin insanlarıyla doluydu. Buna, inanılmaz turistik lokasyonuna inat Alex de dahil. Almanların kırmızı soğanla sotelediği patatesin delisi olarak, soğuk somon balığı, bol patates ve çırpılmış yumurta seçimleri yaptığım açık büfe beni oldukça memnun etmişti. 
Next morning, the sunshine welcomed us to the new day so we started the city tour with brunch at Alex, a big restaurant by the Lake.
Kahvaltı sonrası uzun ama güzel bir yürüyüş ile meşhur St.Michael kilisesine ulaştık. Kilisenin içindeki dev org görülmeye değerdi. 
St.Michaelis 
Bu kilisenin bir de saat kulesi bulunuyor ve Hamburg'a gelen herkesin bu kulenin tepesine çıkıp manzarayı izlemesi tavsiye ediliyor. Çıkarken asansör inerken merdiven kullandık ancak merdivenler inanılmaz dar ve dik olduğu için iniş zorlu bir parkur. Öte yandan katlar arasında saat ve çanlara dair birçok güzel parça ve eser de görebiliyorsunuz. 
Manzara gerçekten inanılmaz güzeldi. Gökyüzünün ışık desteği sayesinde oldukça güzel kareler çıktı ortaya. 
The view at the top of the Tower was amazing'

Buradan istikamet Hamburg'un modern mimarisiyle öne çıkan Elbphilharmonie binasını ziyaret.
2017'de açılmış olan bu bina içinde 2 konser salonu, bir otel ve yaşam için daireler bulunuyor. Resimde görmüş olduğunuz ara kattaki balkondan binanın dört bir tarafını gezebiliyor ve eşsiz manzarayı izleyebiliyorsunuz. Binaya girdiğinizde sizi bu katlara çıkaran ise çok enteresan ve uzun bir yürüyen merdiven. Kendi web sitelerinde bu yolculuk alanına Tube demişler.
The new and famous Elbphilharmonie had a very interesting architecture both interior and exterior. And the view of Hamburg from the decks of the building is also worth seeing.
 
Güzel manzaralar ve bol yürüyüş aklıma bir anda Avusturyalıların ünlü tatlısı Apfel Strudel'i düşürüyor. Ve "ee ne de olsa benzer kültürler" diye içimde oluşan bu umit dolu istek bir anda en güzel şekilde gerçek oluyor. Hafencity'deki cafeler zaten çok meşhur. Biz tam ama tam aradığım yeri buluveriyoruz. Klein und Kaiserlich tam hayalimdeki Avusturya cafesi. İnanılmaz tatlılar ve kahveler bizim için ilaç gibiydi ancak bir daha Hamburg'a gidersem burada kahvaltı da etmek isterim zira menüsü efsane görünüyordu.
After finishing the Hamburg mini tour, suddenly my body told me that I should eat Apple Strudel as we are in Germany. By luck or destiny, we found the exact Austrian cafe that I was dreaming of in Hafencity area of Hamburg. Amazing little cafe called Klein und Kaiserlich with delicious desserts. 
K&K'den çıktıktan sonra yine Hafencity semtinde olan, mimarisiyle ününü çok duyduğum 25th Floor isimli oteli gezdik. Hamburg liman şehri olunca birçok mimari de gemilerden esinlenmiş. Burada bir konteyner gemisi içinde gibisiniz. Otelin tüm iç dekoru buna göre yapılmış. Benim gibi ömrü konteynerlerle geçen bir ihracatçı için oldukça fazla anlam ifade ediyor takdir edersiniz ki :) 
Bu güzel günü Clouds Bar'da bu harika manzaraya eşlik eden gün batımını izleyerek veda ediyoruz. Buranın kokteylleri harika. Barda içki içip yemeğe gideriz derken restorandan gelen lezzetli yemek kokularına dayanamadık ve bar menüsündeki incecik hamurlu kıtır pizza ile günü tamamladık.
We finalised this gorgeous day at the Clouds Bar which has -again- a great view and delicious cocktails.

Outfit: 
Zara jacket/mont and sweater/kazak, Gucci scarf/şal, Mavi jeans/pantolon, 
Chloe boots/bot, Pinko handbag/çanta

No comments:

Post a Comment

Thanks for your comments! Google hesabiniz yoksa "Anonymous"a tiklayarak yazabilirsiniz. Yorumlariniz icin tesekkurler :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...