Thursday, 17 March 2016

Pack your Kitchen


Metropol hayatında beslenmenin zorluğuna ve uzmanların bitmek bilmeyen bol çelişkili açıklamalarına şu yazımda değinmiş ve sizlerden oldukça güzel tepkiler almıştım. Şimdi ise gününü evinden uzakta geçiren çalışan kesimin derdi olan ofiste ne yiyeceğiz konusundan konuşmak istiyorum. Önceleri yani iş hayatına atıldığım 2000'li yılların başlarında öğlen kebapçı akşam üzeri pastaneden sipariş verilen ekler ekseninde dönen beslenme alışkanlıkları, 2010'lu yıllarda daha sağlıklı beslenme eğilimine, yani öğlen salata akşam üzeri elma, ofisten çıkınca fast food ya da rakı kebap sofrasına düşme şekline dönüştü.
Bunun kimseye faydası olmadığını gören çalışan kesim, uzun yıllardır Amerika'da çalışan hazır yemek sistemine talep gösterdi ve ülkemizde bu yönde hizmet veren birçok firma çıktı ortaya. Benim aralarında çok sevdiğim arkadaşlarımın da olduğu bu girişimcilerden bazıları bu işi hakkıyla yaparken bazıları ise salatalarındaki sinekleri ayıklamadan çalışmaya devam ediyor. İşim gereği geçen sene birkaç firma ile yaklaşık birer ay çalıştığım için konuyu yakından inceleme ve deneme şansına sahip oldum. Denemelerim her seferinde benim kilo almam ile sonuçlandığı için artık bu yöndeki işbirliği tekliflerini geri çevirmek zorunda kalıyorum. Sebep çok basit. Yemekler kişiselleştirilmiyor. Yani sizinle beraber yüzlerce eve yemek gönderildiği için o günkü menüde ne varsa siz de ondan nasibinizi alıyorsunuz. Bundan dolayı örneğin siz bir köfte fazla yiyip menüdeki karbonhidratı elemek isteseniz de bunu yapamıyorsunuz çünkü yemekler standart. Veya tatlı sevmeyen biri olarak gelen muhallebiyi yemek zorunda kalıyorsunuz sırf doymak adına. Sadece bir firmada ufak oynamalar yapıldığını gördüm ancak bu sefer de eğer benim gibi yemek hayatında önemli yer teşkil eden insanlardansanız, örneğin o akşam ıspanak isteseniz de nohut yemek zorunda kalabiliyorsunuz. Oysa kendinize sabahları bir beslenme çantası hazırlayabilir, ofiste sağlıksız atıştırmalıklardan (bir diğer deyişle volkano kek sipariş edelim mi? veya karamelli ekler diyen ofis arkadaşları) uzak kalarak, kendi sevdiğiniz şeyleri yiyebilirsiniz.

"Aman canım kim hazırlayacak bunları" dediğinizi duyar gibiyim. Ben de böyle düşünürken sabahları 15 dakika erken kalkarak mucizeler yaratabildiğimi gördüm. Ben sabah uyanır uyanmaz kahvaltı edemiyorum ancak kahvaltıda yumurta yemezsem gün boyu acıkıyorum. Bundan dolayı bu sabah uyanınca hemen su kaynattım, kaynamış suya iki yumurta kırdım (poşe yumurta). Onlara 4 dakika müddet verip o esnada koca ananası soydum ve doğradım, iki dilimini saklama kabına aldım. Taze ceviz ve bademden minik bir kavanoza doldurdum, yumurtalar pişince hemen bir saklama kabına aldım ve evden çıktım. Yolda da bir simit alıp beslenme çantama attım. Ofisteki buzdolabında bulunan labne peynirim ve filtre kahvem ile işlem tamam. Benim çalıştığım yerde öğlen yemek çıkmasına rağmen eğer yemekte çıkanları sevmiyorsam, bir çorba içip bu yanıma aldıklarımı yediğimde gün boyu açlık hissetmiyorum... Ki ben birçoğunuzdan çok daha iştahlı biriyim. Üstelik bu menü oldukça zenginleştirilebilir. Bazı günler yumurtanın yanına avokado doğruyorum, kesinlikle çok daha uzun süre tok tutuyor, bazı günler kızarmış ekmek alıyorum yanıma, kimi günler de yulaf ezmesini sabah az süt ve bol tarçınla hazırlayıp getiriyorum ofise.

Eğer öğle yemeğini dışarda yiyebildiğiniz bir işiniz varsa aslında durum çok daha kolay. Atıştırmalıkları yanınıza aldığınızda dışarda bir ızgara et yanına sebze veya salata ile alın size en güzel diyet menüsü. Eğer bir sağlık sorununuz yoksa, vücudunuza en iyi gelen besinleri, sizi en tok tutan veya yeseniz de bir türlü doyurmayan besinleri en iyi siz bilirsiniz, diyetisten değil. Benim hayatımın tek diyetisyen tecrübesi olan yıllar öncesinin iki haftasında, her öğünde iki dilim kepek ekmeği yedirmesi sonucu ekmek sevmeyen bünyem ekmeğe alışmıştı. Oysa ben karbonhidrat sevmeyen, protein ile doyan ve aslında en sağlıklı beslenme biçimini doğal olarak kendiliğinden edinmiş bir bireydim. Ne oldu sonrasında? Ekmeğe yani şekere bağımlılık. Ekmeği bırakana kadar akla karayı seçtim desem yeridir. Siz karbonhidrat ile doyan tiplerdenseniz -ki bu pek mümkün değil zira karb yani şeker sizin insülininizle aşırı düzeyde oynadığı için sizi sık acıktırır- beslenmenizi buna yönelik ama sağlıklı bir hale getirip hem mutsuz olmaz hem de sağlıklı beslenmiş olursunuz. Kendinizi dinleyin ve vücudun çalışma sistemini öğrenip kendi beslenme alışkanlığınızı kendiniz şekillendirin (eğer bir sağlık sorununuz yoksa) Bu sayede istemediğiniz besinleri zorla yemek durumunda kalmaz, sağlığınızı aynı zamanda mutlu bir psikoloji ile destekleyebilirsiniz. :)

2 comments:

  1. Seni severek takip ediyorum (katıldım)

    ReplyDelete
  2. Çok samimi bir yazı olmuş,teşekkürler önerilerin içinn :)

    ReplyDelete

Thanks for your comments! Google hesabiniz yoksa "Anonymous"a tiklayarak yazabilirsiniz. Yorumlariniz icin tesekkurler :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...