Wednesday, 30 December 2015

Happy Birthday StylishTimes - 5 Years! :)


Bir ay gecikmeli bir yazı bu... Kasım 2010'da, Kanlıca'daki evimizin salonunda başlayan bir macera Stylishtimes... Annemler bayram tatili için yurtdışında, ben ise bayramdan hemen sonra bir iş seyahatine çıkacağım için bayramda İstanbul'da kalıp biraz dinlenme düşüncesinde. Tabii benim dinlenmem, farklı alanlarda da olsa yine çalışmakla oluyordu... Anneannem, ben ve köpeğimiz Chucky salonda oturmuş çay keyfi yapıyorken, seyahatlerimi, yurtdışında katıldığım prestijli davetleri, fine dining tecrübelerimi ve moda konusundaki bilgimi neden daha fazla insanla paylaşmıyorum dedim ve Stylishtimes.net'i açtım.  Daha dün gibi olan bu 2010 Kasım'ından bugüne kadar neler neler yaşandı, insan geriye dönüp bakınca gerçekten inanamıyor. Her zaman globalliği hedeflediğim için bloğumu açtığım günden beri gerçekleşen tüm uluslararası moda haftalarına katıldım ve Londra, Milano, Paris gibi şehirlerde Prada, Burberry, Fendi gibi moda devlerinin defilelerine konuk oldum. 5.senede bir ilk de gerçekleşti ve daha önce katılmamış olduğum New York Moda Haftası'na da katılarak, dünyanın en önemli 4 moda haftasına da katılmış oldum. Michael Kors ve diğer Amerikalı tasarımcıların defilelerinde, çok sevdiğim yabancı bloggerlar Leandra Medine, Camilla Coelho gibi isimlerle tanışmak, onlarla sektör ve moda hakkında sohbet etmek çok keyifliydi.
5 sene boyunca bloğumun en ilgi çeken bölümlerinden biri de, Paris Hilton, Zuhair Murad, Coco Rocha gibi dünya starları ile yapmış olduğum röportajlardı. 5.yılda Anna Beatriz Barros ile yaptığım röportaj yine oldukça ses getirdi. Son yıldaki bir diğer yenilik ise erkek modası bölümünü açmamız oldu. Bilgi Üniversitesi'nde Moda Gazeteciliği dersimi alan öğrencilerimden, disiplinli ve moda zevkine güvendiğim Bahar, İrem, Aydan ve Elif ile, okul dönemi bittikten sonra güzel bir ekip olduk ve erkekler için moda çekimleri ve Barış Arduç gibi ünlü isimlerle röportajlar yaptık.

Elbette bu kadar okunan bir blog sahibi olunca, beşinci yılda da, birçok yerli ve uluslararası firma ile de güzel işbirliklerine imza attık. Bu senenin bir diğer güzel yanı da, kalemimi ve seçtiğim konuları çok beğenen Cosmopolitan dergisinden yazarlık teklifi almam ve sekiz aydır her ay, bazen ayda birkaç yazı ile, moda, güzellik, ilişkiler ve hayatla ilgili yazılarımla Cosmopolitan dergisi okuyucuları ile buluşuyor olmam.

5 yıl gerçekten de göz açıp kapatıncaya kadar geçiverdi. Aslında aklımda çok büyük bir kutlama yapmak vardı Kasım ayında ancak malum, geçen ay yaşadığımız acı kayıp, on iki buçuk senedir bizimle olan köpeğimiz Chucky'nin vefatı sonrası içimden hiçbir şey yapmak gelmedi ve 6.seneye, blog hayatım boyunca beni destekleyen ailemle birlikte ufak bir pasta keserek  başladık. 5 önemli bir sayı elbet ancak umarım Allah daha nice beş yılları görmeyi nasip eder. Yayına başladığı günden beri Stylishtimes.net'e inanan, vizyonu ile beni her zaman sevdiğim işi yapma konusunda destekleyen ve aile şirketimizdeki görevimi aksatmamaya çalışırken kimi zaman düştüğüm ikilemlerde beni hep motive eden sevgili Babacığıma da buradan ayrı bir teşekkür gönderiyorum. Bir maşallah da ekleyerek :)

En büyük teşekkür ise siz sevgili okuyucularıma ve sosyal medyadaki değerli takipçilerime. Bir bloğu hakkını vererek hazırlamak, -moda başkentlerinde olmak kulağa güzel gelse de- bayram, doğum günü demeden moda haftalarına seyahat edip içerik hazırlamak, önemli trendleri uygulamalı göstermek için çekimler yapmak ve bırakın Türkiye'yi dünyada bile sayılı kalmış yazı yazan/yazabilen bloggerlardan biri olmak oldukça zor. Tüm bu emeklerin karşılığı ise sizlerin blogdaki yazıları okuması, yorum bırakması ve sosyal medyadaki beğenileriniz. Sizler sayesinde hep daha iyisini yapmak üzere motive oluyor ve inandığım yolda aynı kalitede devam etmeyi başarıyorum. Umarım daha nice stil dolu, mutlu ve sağlıklı yıllar görürüz hep beraber.


Wednesday, 23 December 2015

Boot Town

acizme11_2
Fazla tevazu gösterince gerçek sanıldığı için bu sefer gerçekleri olduğu gibi söyleyeceğim :) Üzerimde görmüş olduğunuz Stuart Weitzman çizmeleri, geçen sene siyahını alarak ülkemiz moda severleri ile tanıştıran kişi bendim ve şu an birçok insanda görmenin mutluluğunu yaşıyorum. E-mail atanlar, kalıbını soranlar ve daha birçok ilgili kişiye elimden geldiğinde yardım ederek, ülkemiz kadınlarının, bu kaliteli kesime sahip çizmeyi giymeleri konusunda destek oldum ve bundan da oldukça mutluyum. Elbette olay çizmeyi almakla bitmiyor. Dizüstü çizme ile ilgili, önceki blog yazılarımda tavsiyeler vermiştim aslında ancak yeni birkaç bilgi vermem gerekirse, bu boy çizmeyi giymek isterseniz, öncelikle vücut yapınıza bakmanızı tavsiye ederim. Bacak boyunuz uzun değilse, boyunuz uzun dahi olsa, gerçekten boyunuzu kesebilecek bir model. Diyelim ki bacak boyunuz kısa ancak yine de giymek istiyorsunuz. O zaman mutlaka belinizi vurgulayan bir elbise veya yüksek bel etek ile giymenizi öneririm ki bacaklarınız daha uzun görünsün. Ve en önemlisi, bu çizme vamplık ve avamlık arasındaki hassas bir çizgi olduğu için, kombinlediğiniz kıyafetlerin feminen olmamasına dikkat etmenizi tavsiye ederim.
acizme10_
acizme13_

Monday, 21 December 2015

Gown for the Day

a3_
Uzun etek kavramının hayatımdaki yerini düşününce karşıma bomboş bir sayfa çıkıyor zira, en uzun tercih ettiğim etek boyu, midi ismi verilmiş olan diz altı dolaylarında gezen bir uzunluk. Uzun etek ve elbiselerim yok değil elbet ancak yanılmıyorsam iki-üç senede bir ancak giyebiliyorum. Uzun etek dediğin; ayağa takılır, yerlere sürülür, bir yere oturması dert kalkması dert. Dert de dert. İşte böyle düşünen biri olarak geçen akşam bir arkadaşımıza yemeğe giderken, Mert Aslan'ın NightZoom için tasarlamış olduğu pembe uzun elbisemi giydim. Aslında önceki hafta bir düğüne giyecektim ancak sonra bu kıyafeti günlük hayata da katabileceğimi hissettim ve bu yönde şans verdim. Ev sahipleri şaşırdı tabii beni tuvalet kıvamında bir elbise ile karşılarında görünce. Ancak altına giydiğim ayakkabı sayesinde onlar da bir farklılık peşinde olduğumu anladı ve inanır mısınız; bundan sonra bazı akşamlar, uzun elbiseleri dolapta nöbetten kurtarıp hayatın günlük rutinine katmaya karar verildi, o gece evde bulunan hanımlar tarafından... Unutmadan, elbisemi tamamladığım mantom Max Mara'dan ve onu da ilk kez görüyorsunuz. Neden? Cevap boyunda gizli :)
a6_

Thursday, 17 December 2015

Fotoğraf Çekerken Çektiklerimiz

8_1
Ülkemizdeki anlayışa göre "fotoğraf çekmek sadece turistlere özgü bir davranıştır". Bundan dolayıdır ki, örneğin İstinye Park'ta gündüz vakti, bir kız arkadaşınız sizin resminizi çekiyorsa, yanınıza birkaç yurdum erkeği yanaşıp "ikinizi çekebilirim isterseniz" diye yardım önerisinde bulunabilir, siz "yok biz birbirimizi çekiyoruz" dediğinizde ise "Azerbaycan'ın neresindensiniz?" gibi bir soru ile sohbete devam edebilirler.
Böyle bir ülkede stil bloggerlığı yapmayı deneyin. Üstelik Instagram'dan önceki dönemde bu işi yaptığınızı düşünün bir de. Yani henüz herkeste resim çekme sevdası başlamamış, bir mekanda resim çekmeye kalktığınızda "ay rezil olacağız" şeklinde arkadaşlarınızın uyardığı dönemi. Ben bırakın instagramı, blog dönemim başlamadan önce de, neredeyse çocukluğumdan beri, anı biriktirmeye meraklı biri olarak kimi zaman bu anılarımı kalemimle ölümsüzleştirirdim, kimi zaman da fotoğraflarla. Fotoğraf makinam olmayan bir dönemi hatırlamıyorum, öyle söyleyeyim. Ve sonucunda ne oldu? O güzelim akıp giden zamanların her bir hatırası şu an benimle beraber ve geçen her yeni yaşımda bana eşlik ediyor.
Bundan dolayıdır ki, sokakta, restoranda, evde, fotoğraf çekmek isteyen insanları yargılamayın. Mekanlar, şehirler yıllarca hep aynı kalıyor ancak insanlar... İnsanlar her sene değişiyor, bazen aramızdan ayrılıyor, bazen de aramıza yenileri katılıyor. Bu güzel hatıraları ölümsüzleştirmek varken fotoğrafı ayıplamak neden?
4_5
10_

Monday, 14 December 2015

Beslenebiliyor musunuz?

YEMEK1_
Şu an ofiste önümde dün gece 12'de, sabaha hazır olsun diye pişirdiğim zeytinyağlı kabak yemeğim ve etsiz marul salatamla kendimi hayvansal gıdalardan yani direk söylemek gerekirse kırmızı etten uzak tutmaya çalışıyorum. Neden? Çünkü fazla kırmızı et, kötü niyetli hücrelerin oluşmasına sebep olurmuş. Peki ama durun! Bende demir eksikliği var. Eti azaltırsam nasıl alacağım demir? sorumla "İlaç al Ayşegül" cevabını yemem bir oluyor. "Ben proteinsiz doyamıyorum ama" serzenişimin cevabı da "mercimek ye şekerim" oluyor. Biliyorsunuz tavuğu zaten yiyemiyoruz, zavallı hayvanlarla ilgili çıkmadık söylenti kalmadı. Elimizde sadece balık ve kırmızı et var. Onlarda da yok "çok hayvansal" yok "zararlı metaller dolu" lafları arasında boğulma tehlikesi yaşıyoruz. Üstelik Karatay Hoca, eti savunuyor, o sebeple kimse etime dokunmasın lütfen. Kendisi ayrıca "ekmek yiyeceğinize ceviz yiyin" diyor. "Bak bu pek güzelmiş" diyorum kendi kendime. "Karbonhidrat zaten pek sevmem, cevizi de severim, bunu uygulayacağım" diyorum. Bu iyimser düşüncem menemeni cevizle yemek zorunda kalana kadar devam edebiliyor ancak.

Saturday, 12 December 2015

Forgotten

 
Son dönemki yoğunluklardan, aslında birçok look'u sizlerle paylaşmayı atladığımı fark ettim ve hemen onları toparlamaya başladım. İlk paylaşımım benim için oldukça özel bir günden. Bildiğiniz üzere geçen ay H&M ve Balmain işbirliği olan koleksiyon mağazalarda yerini aldı ve saniyeler içinde tükendi. Halka satış başlamadan yapılan VIP daveti öncesi, ben H&M showroom'undan favori parçalarımı seçtim ve davete bu kombinimle katıldım. Her bir parçasına bayıldığım koleksiyondan benim seçimim, yeşil taşlı yüzük, deri pantolon ve çizgili ipek gömlek oldu. Bu parçaları, Gianvito Rossi ayakkabılarım, Bulgari çantam ve Kenneth Jay Lane küpelerimle tamamladım.
 

Thursday, 10 December 2015

Ready for Cold Winter? (no!)

a_pinko2
 
Soğuk kendini artık iyice hissettirirken, söz konusu giyim olunca ben yine işin içine biraz eğlence katmaktan geri alamıyorum kendimi. H&M Balmain koleksiyonundan aldığım yapay kürk ceketimi, sevgili Arzu Sabancı'nın hediyesi Pinko eteğim ile kullandım ve altına, yıllar önce Paris'den aldığım Michel Perry çizmelerimi giydim. Bootie ve diz üstü çizme giymeye o kadar alıştım ki, bu boy çizmeyi hayatımdan tamamen çıkarmıştım. Oysa dün bu kıyafetimle bu çizmeyi çok yakıştırdım, artık bol bol giyerim :) Herkese güzel bir gün dilerim. 
a-_pinko4
a_pinko15

Monday, 7 December 2015

Back

1_
I gave a 2-week break to writing due to the loss our dog but now it is time to go back to the daily routine of our lives and work as much as we can in order to make a better living and help others who are in need; people and/or animals. This week's first blog post comes from almost 2 months ago. Myself and few other blogger friends of mine spent the weekend at Hilton Bomonti and Sarper Kesim took some great shots of my look of that night. I wish you all a great week!


3_
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...