Monday, 14 December 2015

Beslenebiliyor musunuz?

YEMEK1_
Şu an ofiste önümde dün gece 12'de, sabaha hazır olsun diye pişirdiğim zeytinyağlı kabak yemeğim ve etsiz marul salatamla kendimi hayvansal gıdalardan yani direk söylemek gerekirse kırmızı etten uzak tutmaya çalışıyorum. Neden? Çünkü fazla kırmızı et, kötü niyetli hücrelerin oluşmasına sebep olurmuş. Peki ama durun! Bende demir eksikliği var. Eti azaltırsam nasıl alacağım demir? sorumla "İlaç al Ayşegül" cevabını yemem bir oluyor. "Ben proteinsiz doyamıyorum ama" serzenişimin cevabı da "mercimek ye şekerim" oluyor. Biliyorsunuz tavuğu zaten yiyemiyoruz, zavallı hayvanlarla ilgili çıkmadık söylenti kalmadı. Elimizde sadece balık ve kırmızı et var. Onlarda da yok "çok hayvansal" yok "zararlı metaller dolu" lafları arasında boğulma tehlikesi yaşıyoruz. Üstelik Karatay Hoca, eti savunuyor, o sebeple kimse etime dokunmasın lütfen. Kendisi ayrıca "ekmek yiyeceğinize ceviz yiyin" diyor. "Bak bu pek güzelmiş" diyorum kendi kendime. "Karbonhidrat zaten pek sevmem, cevizi de severim, bunu uygulayacağım" diyorum. Bu iyimser düşüncem menemeni cevizle yemek zorunda kalana kadar devam edebiliyor ancak.
Dönem dönem çıkan "mucizevi" yiyeceklerden de nasibimi alıyorum elbet. Kinoasız yaşayamayan çevremin etkisi ile ben de tanışıyorum bu mucize ile. Henüz nasıl bir mucize yarattı hayatımda fark edemesem de aramız iyi. Üstelik sushilerde bile artık kullanılıyor. Ben böyle söyleyince "aman sushiye dikkat" deniyor. "Yok canım biliyorum, pişmiş deniz ürünlü olanlarını yiyorum ben" diye savunuyorum mevzuyu; beyinde kurtçuklar oluşturduğunu iddia eden, yıllardır her yerde karşımıza çıkan fotoğrafı yüzüme çarpmasınlar diye. "O değil, deniz ürünlerinde ağır metaller var" diye ters köşe yapıyorlar bu sefer de. Peki napalım deyip ertesi günkü kahvaltımı hazırlıyorum. Ben genelde poşe yumurta yiyorum, bazen avokado doğruyorum yanına. "Her gün de yumurta yenmez" diyorlar. "Tabii ben bazen de yulaf ezmesi yiyorum" diye ek bilgi veriyorum. Bu sefer de "süt ürünleri vücudun asidik dengesini bozuyor" ile "yulaf niye yiyorsun at mısın, peynir ekmek zeytin ye" lafları havada uçuşuyor.
Vitamin almak yerine bol meyve yediğimde "ilaçsız yeterince C vitamini alamazsın" diyenlerle, kırıklık hissettiğimde parasetamol türevi ilaç içerken, ilacı elimden kapıp "bol zencefil ye onu balla karıştırıp, bir şeyin kalmaz" diyenler arasında sıkışıp kalıyorum ve zencefilin günde bir minik dilimden fazla yenmemesi gerektiğini anlatacak takati bile bulamıyorum kendimde, tahmin edersiniz ki.
İnsülin dengesine bak, vücudun asit/alkali oranına dikkat et, sağlıklı ye ama sakın kilo alma. Aa bu arada pozitif düşünmek çok mühim, o sebeple hayatın tadını çıkar mutlaka. Tabii bu kadar dış ses arasında bunu becerebilirsen :)

No comments:

Post a Comment

Thanks for your comments! Google hesabiniz yoksa "Anonymous"a tiklayarak yazabilirsiniz. Yorumlariniz icin tesekkurler :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...