Friday, 5 December 2014

Interview with Eleonora Stefanel

 On Tuesday in the afternoon, I went to Nişantaşı in order to meet Eleonora Stefanel, the Creative Director of Stefanel, to interview her about her life and the Spring Summer 2015 collection of Stefanel.This was not the first time that we met, so we instantly started chatting while drinking our coffee. After coffee, we headed to the Stefanel store in Nişantaşı and checked the collection in detail. Why don't you now, take a cup of coffee and join us in our little talk about life and fashion?
Salı günü, Stefanel markasının tasarımcısı Eleonora Stefanel ile buluşmak ve kendisi ile blogum için roportaj yapmak amacıyla Nişantaşı'nın yolunu tuttum. Yaklaşık 1,5 senedir tanıştığımız için karşılaşır karşılaşmaz sohbete başladık. Kahve eşliğindeki bu güzel sohbetten sonra mağazaya geçip Mart gibi satışa sunulacak İlkbahar-Yaz 2015 koleksiyonunu yakından inceledik. Neler konuştuğumuzu merak ediyorsanız siz de bir fincan kahve kapıp okumaya devam edin :)
- Dear Eleonora, first of all, it is great having you here in Istanbul and seeing again. Can you tell us about the details of SS15 collection? What were the sources of inspiration? / Sevgili Eleonora, öncelikle seni tekrar İstanbul'da görmek çok güzel. İlkbahar-Yaz koleksiyonunuzdan biraz bahseder misin? İlham kaynakların nelerdi bu koleksiyonu tasarlarken?
- We wanted to open the collection very strongly so we worked on red by calling those designs "Red Passion"; very bright red, mixed with black and whites. The main inspiration for this mix came from a photo in our archives. The second part which is almost the rest of the collection was inspired from navy. So there are a lot of stripes, blue&white mixed together. Knitwear is our DNA that's why, we are very proud of having them in our new collection also. The other detail in this new collection is the gauchos. We got inspired by a Western movie and we really loved it. There are a lot of embroidery also, especially on our t-shirts. The last part of the collection is called tropical pink. Many pastels, off-white, sage and other shades of pastel colors are dominant in this part of the collection.
  Biz bu koleksiyonu güçlü şekilde açmak istedik, bu sebeple koleksiyonun ilk bölümünün ismi "Kırmızı Tutku". İlham kaynağımızın, arşivlerimizde bulduğumuz bir resim olduğu bu parçalarda, parlak kırmızı, siyah/beyazlar ile beraber kullanıldı. Koleksiyonun ikinci bölümünde, ki koleksiyonun ana bölümü aynı zamanda, lacivertler ve mavi-beyaz çizgiler hakim. İlkbahar-Yaz koleksiyonumuzda öne çıkan diğer bir nokta da "gaucho" denen paçası kısa bol pantalonlar. Bu parçaları koleksiyona eklerken izlemiş olduğumuz bir kovboy filminden ilham aldık. Yine aynı temanın devamı olarak koleksiyonda işlemeler sıkça görülüyor. Özellikle tişörtlerde. Koleksiyonun son bölümünün ismi "Tropik Pembe". Kırık beyazlar, adaçayı rengi gibi pastel renkler bu bölümü domine etmiş durumda.

- The world went through an important economical crisis in near past. While preparing the new collections, how do you balance your creativity and the need of creating sellable products when you think of the commercial side of the business? / Yakın geçmişte dünyada bir ekonomik kriz yaşandı ve o kriz moda sektörünü de etkiledi. Sen ve ekibin yeni koleksiyonları hazırlarken, yaratıcılık ile satılabilir ürün tasarlama arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?
- It is quite tough but the balance is important. My brother is in charge of sales so we sometimes have discussions but we always find a solution in the end. For our customers, we need to create something new every season. So, the key is creating something different but making it wearable. / Gerçekten zor ancak dengeyi kurmak önemli. Erkek kardeşim satışı yönetiyor ve zaman zaman karşı karşıya gelebiliyoruz. Neyse ki her zaman bir çözüm yolu buluyoruz. Burada kilit nokta farklı ancak giyilebilir ürünler tasarlamak. Biz buna önem veriyoruz.


- Are you happy with being present in Turkish market? / Türkiye pazarında olmaktan memnun musunuz?
- We are in Turkish market for more than 20 years. Customer knows the brand very well. Turkey is the 3rd most important market for us, comes after Italy and Germany. We have 37 stores in whole Turkey. / Türkiye pazarındaki varlığımız 20 seneyi aşkın bir süredir devam ediyor. Tüketiciler markamızı çok iyi tanıyor. Bizim için dünyada önem verdiğimiz 3.ülke Türkiye; İtalya ve Almanya'dan sonra. Tüm Türkiye'de şu an 37 mağazamız mevcut.

- You visit Istanbul very often. What are the unforgettable details of your trips? / İstanbul'a çok sık geliyorsun. Bu şehrin unutamadığın tarafları nelerdir?
-  I love İstanbul. It is a great mixture of different cultures and religions. In terms of architecture, my favorites are the Cisterns. I obviously like the Grand Bazaar and the Bosphorus. Having dinner by the Bosphorus has been lovely. People are very friendly in Turkey. / İstanbul'u gerçekten çok seviyorum. Mimari olarak favorim Sarnıçlar. Elbette Kapalıçarşı'ya bayılıyorum, oldukça ilham verici bir yer. Boğazda yemek yemek ise ayrı bir keyif gerçekten.


- You have experienced business life in both New York and Hong Kong. Can you compare those places to working in Europe? / Kariyerinin başlarında New York ve Hong Kong'da çalışmışsın. Oradaki iş hayatı tecrübelerinle Avrupa'da çalışmayı karşılaştırmanı istesem?
- Everything is super fast in New York and Hong Kong. If you think about something, you can actually make it. Especially in Hong Kong. In Europe, the rhythm is slower but being the mother of many cultures, Europe offers a lot and you can see and feel these mixture of cultures when you travel in the continent which is great. / New York ve Hong Kong'da her şey çok hızlı ilerliyor. Özellikle Hong Kong'da, bir hayalini gerçekleştirmek istersen bunu yapabiliyorsun. Avrupa'da ritim daha yavaş elbette ama birçok kültürün doğduğu yer olması sebebiyle nefes alınabilen ve farklı tarihlerin, kültürlerin hissedilebildiği bir yer.

- You work in your family business. In addition to my fashion business, I also work in our family business which is a complete different industry. How would you describe the pros&cons of working with family? / Aile şirketinizde çalışıyorsun. Ben de moda sektöründeki işlerim dışında aynı zamanda aile şirketimizde görev yapıyorum uzun zamandır. Aile ile çalışmak nasıl sence?
- I am the 3rd generation and working with my father and my brother. My husband also works in Stefanel, in charge of production and logistics. The secret is that everyone should focus on different areas in the company and be fully responsible for that area. The advantage of working in our family business is, when you are indecisive about something, it is always better to consult the family since they will give you their genuine opinion without hidden agendas and this makes life easier in the company. / Ben 3.jenerasyonum, dedem kurucusu firmamızın. Babam, kardeşim ve eşim şirkette çalışıyor benimle beraber. Bu işin rahat yürümesi için önemli nokta bence herkesin ayrı bir bölümden sorumlu olması ve onu en iyi şekilde yapması. Örneğin ben yaratıcı bölümleriin başındayken erkek kardeşim satışta, eşim üretim ve lojistikten sorumlu. Ayrıca, işle ilgili bir kararsızlık anında bir fikre ihtiyaç duyduğumda, rahatça aile üyelerine danışabiliyorum. Bu bence çok önemli bir artı zira onların bana en içten cevapları vereceklerini biliyorum ve bu güven ortamı, çalışmayı ve güzel işler yapmayı çok kolaylaştırıyor.

- Dear Eleonora, thank you so much for your time and answering my questions genuinely. / Sevgili Eleonora, değerli zamanını Stylishtimes okuyucuları için ayırmandan dolayı sana çok teşekkür ederim.
- It was a real pleasure for me. Thank you! / Benim için zevkti, çok teşekkürler.


Fotoğraflar: İrem Pusal

No comments:

Post a Comment

Thanks for your comments! Google hesabiniz yoksa "Anonymous"a tiklayarak yazabilirsiniz. Yorumlariniz icin tesekkurler :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...