Thursday, 3 May 2012

A Love Story

I know... Most of you will be expecting to hear a story of love to a man... But I will tell you a story that ends with these words "I couldn't be happier, even finding a boyfriend wouldn't make me happier at the moment". Yes, at that time(in February 2011) I was alone, living in Paris, studying French and rushing from one runway show to another (Paris Fashion Week). As I love shopping, almost everyday, I was checking the windows of my favorite designer shops but not rushing to buy stuff since I had many weeks to spend in that marvellous city. My apartment was in St.Germain but my all time favorite street is Ave.Montaigne, that's why every free time I had, I was running there to enjoy the area. I had also another favorite thing on my mind. Céline Luggage in black.
I had checked it at Selfridges in London before and heard that it was sold out, but I was very sure that I would find it in Paris. After all, the brand is called Celine Paris. They should have it. Well, the actual experience did not turn out to be as I anticipated. The first week in Paris, I tried the temporary Celine store in Ave.Montaigne (Fendi store used to exist in that location), Printemps, Le Bon Marche and all I heard was "Sorry, we don't have it at the moment, but we can put your name down on the waiting list". I obviously had no intention of waiting in any list, I just had to have it. Every week, I did my best to convince the sales people at department stores or Celine's own stores but the answer did not change. They just did not have it. After weeks, it was time to leave Paris and move back to Istanbul. I had to pick up my dress(alteration) from Roberto Cavalli store on Avenue Montaigne  before flying back home the next day. I picked up my dress and decided to walk towards Plaza Athenee. Then I thought the best way of saying goodbye to Paris would be having a nice dinner at L'avenue which is next to Celine store. I was about to go in to the restaurant but I stopped and headed to the Celine store for one last call. It was almost 7 pm and the sales people were getting ready to close the shop. I had a look to my dream bag which was a display sample, touched it and turned to the sales lady saying "You don't have this bag, do you?" with puppy eyes. She said "No, unfortunately" with a sad face. Then I heard the store manager saying something in French ending with "Noir". I said yes yes black. And there it was. The bag of my dreams was there, looking at me... Obviously, a lady in the waiting list decided not to take the bag in the last minute and I was lucky to be there at that very moment. I tried to hide my enthusiasm, played it cool, tried the bag on, looked at the mirror and then left the store with my new baby. I went to L'avenue to enjoy my farewell dinner, looking at Eiffel Tower, sipping my coupe de champagne. And I thought to myself  "I couldn't be happier, even finding a boyfriend wouldn't make me happier at the moment".

Paris, March 2011

Tahminimce birçoğunuz "Bir Aşk Hikayesi" başlığını görünce, sizlerle, bir erkeğe olan aşkımı paylaşacağımı düşündünüz. Evet, insanları sevmek çok güzel ancak biz moda sever hanımlar bazen kıyafet veya aksesuarları da benzer derecede sevebiliyoruz. Ben örneğin aşık olmadan çanta alamıyorum. Ancak, aşık olduğum çantalara genelde benim gibi birçok kadın da aşık olduğu için vuslata ermek biraz zor oluyor. Yıllar önce bunu Balenciaga'nın Motorcycle modelinde yaşamış biri olarak aslında tecrübeliydim ancak yeni aşkım olan Céline Luggage'ın dünya çapında bir çılgınlığa dönüştüğünü henüz anlamamıştım. Saftım bir bakıma. Beymen'de birkaç modelini gördükten sonra Ocak 2011'de Londra Selfridge's mağazasında kırmızıyla karşılaştım istediğim modelin. "Aman nasılsa 1 ay sonra Paris'de uzun süre kalmaya gideceğim, markanın adı da Celine Paris, şimdi neden Londra'dan alayım?" dedim kendi kendime ama en azından fiyatını öğreneyim diye satıcıya yaklaşmayı da ihmal etmedim.

- "Elinizde siyahı var değil mi?" 
- "Şu anda yok ama isterseniz listeye yazayım adınızı... Bekleme listesine..."

Bu kadın ne diyor, ne bekleme listesi? Nereden çıktı şimdi? diye söylene söylene çıktım mağazadan. Derken Paris'e kısa süreli taşınma vakti geldi çattı. Evim St.Germain'de olduğu için önce Le Bon Marche'nin kapısı çalındı. Baktım reyonda 4-5 model var çift renkli, leoparlı falan. Kendimden emin şekilde satıcıya yaklaştım.

- "Siyah uzun saplı olanı görebilir miyim?"
- "Maalesef elimizde yok ama listeye yazalım adınızı isterseniz".

O an gerçek yüzüme çarptı. Evet, yine bir yok satan çantaya aşık olmuştum ve yine kaderde bekleme listeleri ile savaşmak vardı. Hemen depresyona girmeyeyim bir de kendi mağazasında şansımı
deneyeyim dedim ve Avenue Montaigne'nin yolunu tuttum. Mağazaya girer girmez dört bir yanımda gördüğüm siyah, bej, sarı çantalar beni sevince boğdu. Hemen aldım elime istediğim siyah modeli, aynada kendime bakıyorum "ay ayyy yaşasın" zıplamaları eşliğinde. Derken ilgili hanım geldi. Ben bir anda mutluluğun gazıyla kendimi Parisien sanarak "Bonjour! Je veux acheter ce sac" dedim. Yani bu çantayı almak istiyorum. Kadın "Désolé,  nous ......" diye başlayıp aralıksız 1 dakika boyunca Formula 1 hızında Fransızca konuşarak cevapladığı için ben hemen turist moduma geri dönüş yaptım ve "Je ne comprends pas, parlez vous Anglais?" diyerek karizmayı yerlere serdim, hemen ardından kadının Ingilizce verdiği cevap ile yerle bir oldum.

"Buradaki modeller sadece sergileme için, bunları satamıyoruz ancak arzu ederseniz sizi bekleme listemize yazalim"

E madem öyle, ben de alır başımı giderim dedim ve teselliyi başka çantalarda aramaya başladım. Paris'de geçirdiğim günler boyunca neredeyse her mağazaya girdim. En büyük rakip Givenchy'nin klasik modeliydi. Inceledim... Inceledim... Ama olmuyordu. Hiçbir çanta Celine'in yerini tutmuyordu. Hatta bir keresinde ben Givenchy'de Terazi burcunun gereği olan "Alsam mı almasam mı?" konulu performansımı sergilerken, bir müşteri geldi, o da benzer çantalara bakıyor. Bir baktım koluna, kadında benim Celine çanta var. "Insanoğlu işte, kadın kapmış en güzel çantayı ancak hala yeni çanta bakıyor. Açgözlülük kötü şey" diye geçirdim içimden, kendi kolumdaki Chanel çantamı görmezden gelerek.

Günler haftaları kovaladı, ben haftada 2 kez gördüğüm her Celine çantayı koluma takıp aynaya baktım, iç geçirdim ve defalarca mağazasındaki kadınlara eziyet çektirdim, "Bu numune çantalardan birini bana satın lütfen" diye. Sonuçta pes ettim, teselliyi başka çantalarda aramaktan da vazgeçtim ve o çantaya sadece başkalarının kolunda veya vitrinlerde ağzım sulanarak bakacağım gerçeğini kabullendim. Derken Istanbul'a dönme vakti geldi çattı.

Uçaktan bi evvelki gün, Ave.Montaigne'de son alışverişlerimi ve tadilatlarımı mağazalardan toparlıyordum. Saat 18.30 olmuş artık işlerim bitmişti. Paris'de yıllardır en sevdiğim restoran olan L'avenue'de güzel bir akşam yemeği yiyip eve geri dönecektim. Tam L'avenue'ye girerken, bana defalarca hüsran yaratan Celine Mağazası ile gözgöze geldim. "Bir daha şansımı denesem mi?" dedim kendi kendime. Sonra vazgeçtim "Daha kaç kere reddedileceksin Ayşegül?" diye kızdım kendime. Ama sonra bir şey beni dürttü ve restorana girmek üzereyken mağazaya saptım. Kapanmak üzere olan mağazada fazla kalabalık yoktu. Yine sergilenmede olan çantama baktım, dokundum. Ve kapıda insanları yolcu eden görevlilere döndüm. "Hala yok elinizde değil mi?" dedim, umitsizce... "Maalesef, ama liste..." derken susturdum. "Biliyorum" dedim... "Biliyorum, bekleme listesi..". Derken mağaza müdürü kadın, benimle konuşan görevliye seslendi. Aralarında konuşurlarken ben "noir" kelimesini duydum. Yani Fransızca "siyah". "Evet, evet siyah olan" dedim. Bir anda görevli beni kasaya çağırdı.

"Bugün bekleme listesinde sıra gelen hanım başka renk almaya karar verdi. İsterseniz size satabiliriz." dedi.

Benim o sırada ya göbek atmamı ya da "I feel good" sarkısını söyleyip zıplamamı bekliyorsunuz, değil mi? :) İçimde kopan fırtınalar ve mutluluk tarifsizdi ancak o sırada ne kadar "ümitsiz" olduğumu anlamasınlar diye "aaa olabilir tabii, bi bakabilir miyim?" deyip aldım çantayı, inceledim sanki düşünüyormuşum gibi. Ve iki dakika sonra çantamı aldım, çıktım. Hemen ardından L'avenue'ye gittim, istediğim masayı kaptım. Masaya oturdum, karşı sandalyeme de dev paket içindeki Celine'i oturttum. Eiffel'in ışıkları tam karşımda yanıp sönerken şampanyamdan bir yudum aldım ve şunu düşündüm.

"Ne kadar şahane bir an... Şu an istediğim gibi bir erkek arkadaş bulmuş olsam bu kadar mutlu olamazdım herhalde" :)

Ardından Istanbul'daki adresime Celine magazasından gelen aşağıdaki kart ile Celine sevgim bine katlandı.
The letter I received from Céline, so kind of them

15 comments:

  1. Ah such a meant to be love story! Bir omur mutluluklar.

    Bende uzun zamandir istiyorum bir Celine ama bir turlu rengini secemeyip, annemin gelmesine kadar erteliyordum. Sali gunu 14 saatlik bir is gununun ardindan, ayakta durmaya zorlandigim bir halde eve dogru surunurken onumden meshur atlantic-pacific blogger'i Blair Eadie ve Celine'i gecti. O kadar bitkin bi haldeydim ki o an goktasi dusse kafami kaldiricak halim olmamasina ragmen o kalabalikta kadini cantasindan taniyica dedim ki bu baska turlu bir cekim :) Algidada secicilik dedikleri bu olsa gerek, daha fazla mucadele etmeye gerek yok. Al cantani rahatla. Sabahi zor edip, dun is cikisi direk Barneys'e kostum bekleme listesine yazildim. Uzerine bu yaziyi okuyunca bununda bir isaret oldugunu kabul ediyorum.

    Simdilik Celine'ime kavusana kadar icimdeki canavari durdurmak icin Philip Lim Pashli aldim in white. Gece ona sarilip uyudum, rebound bag olarak birazcik avuttu beni :)

    ReplyDelete
  2. ya bu celıne askı bende de var neyse edındım sımdılık bır adet ama bende sıyahını ıstıyorum ve bulamıyorum! :( sımdılık onla ıdare edıp oyalıyım kendımı kışa allah kerim demek ıstıyorum:)

    ReplyDelete
  3. celine bag'e kavusanlar kervanına katıldın ha, kıskandım ben bu love story'yi, ama hiç hakkım yok cunku ben senin gibi bekleyemedim, gittim prada saffiano nude aldım onun yerine.. hala içimde eksikliğini hissetsemde onunla mantık evliliği yaptım diyelim:)
    ama senin adına cok sevindim, bir gün kendisiyle de tanışalım, okşayalım;)

    ReplyDelete
  4. celine bag'e kavusanlar kervanına katıldın ha, kıskandım ben bu love story'yi, ama hiç hakkım yok cunku ben senin gibi bekleyemedim, gittim prada saffiano nude aldım onun yerine.. hala içimde eksikliğini hissetsemde onunla mantık evliliği yaptım diyelim:)
    ama senin adına cok sevindim, bir gün kendisiyle de tanışalım, okşayalım;)

    ReplyDelete
  5. Aysuncum, 2011 Mart'ta gecen hikayem bu, yani 1 yildan fazladir Celine'cigimle birlikteyim. Ama haklisin yazidan anlasilmiyor. editliyorum birazcik :)

    ReplyDelete
  6. "A Love Story"'yi ve Celiné'nin resmini görünce hemen cözdüm olayi cünkü bende bir bloggerde gördügümden beri bu modelin asigi oldum ama bahsettigin gibi siyahina ulasmak zor :( Cabalarim devam ediyor ve insallah yakinda bende böyle güzel bir tebrik karti alirim ;)

    ReplyDelete
  7. Ruya ve Damla, guzel dilekleriniz icin tesekkurler. Damla ve Zeynep insallah siz de kavusursunuz.

    ReplyDelete
  8. hahaha iste bu bir love story!! Film olur vallahi.. Kisa film cekmelisin bu hikayeye ! :)) Sonunda senin olmasina cok sevindim.. Bende bir Celine tutkunuyum ve en son Milano seyahatimde cok begendigim bir model icin ayni durumu yasadim.. Liste ?? ne listesi yahuuu delirdiniz mi deyip gulusmustuk kizcagizla :)) neyse tebrik ediyorum zaferini.. Nice postlarda nice gorsellere tatlimm ;)

    ReplyDelete
  9. bonjour!

    great love story! this bag is definitely on the top of my wishlist!
    i want it black too!

    thanks for stopping by my blog
    if you want, let's follow each other

    xoxo

    ReplyDelete
  10. Buldugun andaki mutlulugunu hissedebiliorum :)) celine ve chloe 'nin cntalarindki estetigi hep begenirim. Guzel secim tatlim

    ReplyDelete
  11. çantada çanta hani:)))))
    ha bir de çok güzel anlatmışsın, bir çırpıda okudum:))))
    ee artık bir ömür mutlu yağamışlar diyerek masalımızı bitirelim:)))

    ReplyDelete
  12. Anlatımın çok hoş,yüzümde bir tebessümle okudum:)o kadar çabanın sonunda guzell buluşmalarda ve günlerde kullanmissindir umarım.İzleyicinim,gorusmek uzere

    ReplyDelete
  13. Ne kadar guzel anlatmıssın gercekten sua hissettim birebir duyguları:) Hep boyle yazsan, anlatsan keske, yazım dilini cok sevdim:)
    Gule gule kullan!

    ReplyDelete
  14. Yazina bayildim ! Cok guzel anlatmissin :) Yasamis kadar oldum okurken acaba alabildimi, nasil aldi diye heyecanlanarak okudum. Bu arada sana katiliyorum, bazen erkek arkadasim bile bir cantanin, ayakkabinin beni sevindirdigi kadar sevindiremiyor ! Yalniz degilmisim super !:)

    Cook sevgiler xx

    Mirel

    ReplyDelete
  15. Ben de çok benzer bişey yaşadım Celine çantayla.2 sene önce ilk çıktığında Nicole Richie'de görmüştüm çift renkli olanını,ilk gördüğüm an vuruldum. Kimse Celine bilmezken ben Celine sayıklıyordum.Avrupa dahil hiçbir yerde bulamadım.Derken bir gün tesadüfen şöyle bir bakim dediğim Beymen'de buldum, yeni gelmişti çanta. O anki mutluluğum senin yaşadığınla çok benzerdi, o yüzden paylaşmak istedim:)

    ReplyDelete

Thanks for your comments! Google hesabiniz yoksa "Anonymous"a tiklayarak yazabilirsiniz. Yorumlariniz icin tesekkurler :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...