Wednesday, 29 July 2015

Simdisenincom on Sale

Birçoğunuzun hatırlayacağı üzere iki sene önce Simdisenin.com isimli bir e-ticaret sitesi açıp bir idealimi gerçekleştirmek istemiştim. "High fashion" denen büyük moda evlerinin ikonik parçalarının, bir veya iki kez giyilip dolabın bir köşesinde beklemesindense, birkaç tur daha atarak, ilk sahibinden sonra başka insanlara da mutluluk katmasına ve bu sayede, bütçesi kısıtlı moda severlerin de tasarımcı ürünleri giyebilmesine imkan vermek benim en çok inandığım düşüncelerden biriydi. İşte bu amaçla Simdisenin.com isimli siteyi kurdum. İlk başta sadece vintage olacak, bir kez veya hiç giyilmemiş tasarımcı elbiseleri ve ayakkabıları ile başlayan sürece, zaman içinde gelen talep doğrultusunda önce Pinko, Patrizia Pepe gibi markaların outlet mağazası eklendi ve daha sonra benim yurt dışından kendi ellerimle seçtiğim sıfır elbise ve tuvaletler... Şu anda outlet ve ikinci el butiklerimiz kapandı ancak sıfır elbiselerden elimizde bedeni tek kalmış olanlara inanılmaz oranlarda indirim uygulayıp size sunuyoruz. Web sitesinin yeni versiyonu yapılıyor ancak Simdisenin'in Instagram ve Facebook sayfalarını (ikisinde de @simdisenincom) takip ederseniz indirime giren ürünleri görüp tükenmeden email ile sipariş edebilirsiniz.
 
Bugünkü stil paylaşımımdaki elbisem de Simdisenincom sıfır elbise butiğinden dantel ve drapeli bir straplez elbise. Tamamlayıcısı ise elbette yeni Gianvito Rossi ayakkabılarım :)

Sunday, 26 July 2015

Göcek

 Göcek'e Haziran ayında iki kez gitmiş olmama rağmen blogda henüz bu güzel tatil beldesi ile pek fazla bir şey paylaşamadım. Bugün ilk look'u yani Vakko'nun Mare koleksiyondan seçtiğim parçalarla oluşturduğum bu güzel kombini sizlere sunuyorum. Instagram'da görüp çok beğendiğiniz bu look'daki mayo ve etek her zaman giyilebilecek harika parçalar.

Wednesday, 22 July 2015

Not the Usual Office Look

 Dressing up for office in summer may be painful. I am not even considering the bankers who have to follow certain dress codes which are closely examined by the HR authorities, but even people working at companies that have summer dress codes like ours, face difficulties. In our company, in summer you can wear casual outfits at work but obviously at the days of meetings, one should look proper so it is kind of up to the person to decide what proper office look in summer means. In the example above (laughter is allowed at this point of the article), she took casual to the next level. That day, having no meetings with clients, I took the edgy way and decided to wear whatever I want. Being a manager in tough business world for years, I have always acknowledged the importance of power dressing and I still do, but it was fun to experience a day at work with slippers and ripped jeans.

Yazın işe giderken giyinmek oldukça acı verici bir süreç. Hayatı kıyafetler içinde geçen ben bile bu konuda oldukça zorlanıyorum. Dikkat ederseniz ofis diyorum zira parmak ucu görünmeyecek ayakkabı şeklinde bir kıyafet yönetmeliğine sahip bankalar ve firmaları bu yazıda konu etmeyeceğim. Orada çalışan arkadaşların acısını yürekten paylaşıyor, kendilerine şimdiden en içten geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Reklam sektörü gibi takım elbise giyenin dışlandığı şirketlerden de bahsetmeyeceğim. Kimden mi bahsedeceğim? Yazları serbest kıyafete geçen bizim gibi şirketlerden. Bilen bilir, Amerika'da bazı şirketler "Casual Friday" uygulamasına tabidir. Bütün hafta döpiyes içinde gezen hanımlar ve kravattan sıkılan beyler için harika bir konsept. Bizim ofiste de bu "Casual Friday"in Casual Summer versiyonu uygulanıyor. Erkeklere kravat takma zorunluluğu yok ve kot pantolon giyilebilir. Ama geri kalanı biraz da çalışanın takdirine kalmış durumda. Pijama ile tişört arasındaki "serbest" bölgede yapacağımız seçimlerin, bizi gün boyu mutlu ve rahat ettirmesi dışında hala ofis ortamına uygun olması gerekmekte elbette. Resimde görmüş olduğunuz çalışan(resme bakıp gülmek serbest), serbest kıyafet serbestisi sınırına dayanmış gibi adeta. Gerçekten de sınıra dayandığım bir gündü zira, kumaş pantolon giymekten nefret eden biri olarak karşımda iki opsiyon var sabahları. Kot pantolon veya etek/elbise. "Serbest kıyafet" konseptindeki eteklerimin boyları ofis ortamına uygun olmadığı için gözler kalem eteklere çevriliyor. Kalem etek=avukat benim gözümde. Suits dizisini fazla izlemekten olsa gerek, kalem eteği ciddi toplantılı günlere saklayıp kot pantolonlara geçiyorum. Yazın pantolon giymek başlı başına bir eziyet aslında. Bu eziyete bir de giymeyi sevdiğim kotların neredeyse hepsinin yırtık olduğu gerçeği eklenince, bu işin olması gerekenden daha büyük bir eziyet olduğuna karar veriyorum o gün. Serbest kıyafetin amacı, biz çalışanları yaz sıcaklarında biraz olsun rahat ettirebilmek olmasına rağmen, canımın istediği-ofise uygunluk denklemini tutturma uğraşım sebebiyle sabahları dakikalarımı harcıyorum, çok daha verimli şeylerle uğraşabilecekken. (yazar burada instagram ve online alışverişi kastediyor galiba) "Giy bir penye elbise, çık git ofise" diyorsunuz biliyorum. Ama serde kombin yapma sevdası olunca, tek parça insanı kesmiyor maalesef.

Terazi burcu kararsızlığının üzerime kabus gibi çöktüğü o sabah, ani bir kararla "şu an canın ne giymek istiyorsa giy ve çık evden Ayşegül" dedim kendime. Sonuç gördüğünüz şekilde. Bu kıyafetle ofise gittiğim an aklıma, üniversitede okuduğum dönemde staj yaptığım meşhur denetim ve danışmanlık firmasının İnsan Kaynakları Müdürü geldi. Kaç sene olmuş ve hala bilinçaltımda yer tutuyor kendisinin kıyafet uyarıları. "Terliğinizi evde giyin" sesleri hala kulağımda. Tabii o zamanlar Facebook yok, kendisine klişe savunma olan terlik eşofman kombini ile milyar Dolarlık şirketler kurulabildiğini anlatamıyoruz. Eteğinin boyu, saçının bilmem nesi derken kadın gerçekten de bizi muma çevirmişti. Peki ben serbest kıyafet sınırını test ettiğim o gün ofiste rahat ettim mi? Valla etmedim desem yalan olur. Bir daha sınırı bu kadar zorlar mıyım? Hmmm. Sanmıyorum. O gün bir toplantım olmadığı için bu kadar deneysel bir tavır içindeydim ancak, özellikle müşteri veya tedarikçilerle yüz yüze geleceğiniz günlerde, mevsim yaz hava çok sıcak bile olsa, "power dressing" denen, iş hayatında büyük önem taşıyan kıyafet ile kendinizi daha güçlü konuma getirmeyi unutmamalıyız.

Friday, 10 July 2015

City Life

 Mayıs sonundan beri neredeyse her hafta sonu seyahat düzenindeyim. Öyle ki artık valizler Pazartesi açılıyor ve Perşembe tekrar kapanıyor. Önce Bodrum, sonra sırasıyla Göcek, Londra, Göcek ve Kaş seyahatlerim ile instagramda takipte olan arkadaşlarımın çoğu beni takibi bırakmakla tehdit ediyor :) Ama okuyucuların çoğu yayınladığım güzel görsellerden dolayı oldukça mutlu. Daha güzellerini blogda göreceksiniz ilerleyen günlerde. Bugün size İstanbul'da olduğum günlerde nasıl giyindiğime dair ip uçları vermek istedim. Gerçi sosyal medya hesaplarımda anında detay paylaşıyorum ancak sevdiğim 2 look'u bugün blog için seçtim. Geçen haftalarda havalar oldukça serin olduğundan, kombinler de bahara uygun şekilde görüldüğü üzere. Şu anda İstanbul yanıyor, ofiste olduğum için klimaya sığındım ancak dışarda çalışmak zorunda olanlara Allah sabır versin gerçekten.

Wednesday, 1 July 2015

A Day at the Park

 Having a 2-year-old nephew comes with advantages such as being able to play at the parks, sing loudly in public and dancing randomly while wandering in a shopping mall. Monday was no different. Had a great day playing with my dear nephew out in nature.

Tuesday, 30 June 2015

Break-less

 Çok kararlıydım. 2 Haziran tarihli Dalaman biletim itibariyle kendimi zihnen ve fiziken tatile sokacak, sadece ihracat işlerimle ve Cosmopolitan'daki yazılarımla ilgilenecektim, "moda" sektöründe yeni sezon başlayana dek. Elbette iş böyle olmadı ve hem tüm seyahatlerimde hem de İstanbul'da hala çalışmaya devam ediyorum. Yaptığım işi sevdiğim için, markaları doğru tüketici kitlesi ile buluşturmak ve onlar için farklı looklar yaratmak beni oldukça mutlu ediyor. Dolayısıyla bu -halen devam eden- yoğun tempodan hiçbir şikayetim yok aksine şükrediyorum diyebilirim. Boş boş oturmak benim fıtratımda yok anladığım kadarıyla. Stylishtimes.net'i, 2010 yılındaki bayramda "birkaç gün dinleneyim" diye kendimi eve kapattığım bir günde kurduğumu düşünürsek, dinleneyim dediğim dönemlerimin daha verimli olduğu sonucuna varabilir miyiz sizce de? :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...